Eleştirmenin Not Defteri

14 Mart 2012 Çarşamba

SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM

Türk insanının “Selvi Boylum Al Yazmalım”a olan sevgisi ilginçtir. Hala bazı festival ve özel gösterimlerde gösterilir. Defalarca yayınlanmasına rağmen televizyon kanallarında ilgiyle seyredilir.
“Selvi Boylum Al Yazmalım” dramatik ve sevgi dolu bir aşk filmi değil sadece, Atıf Yılmaz’ın her karesini titizlikle işlediğini açıkça gösteren, onun mizansen kurmadaki başarısının en birincil kanıtıdır da. Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un bir öyküsünden uyarladığı filmin sihiri, Ali Özgentürk’ün yürek yakan senaryosuna ‘cuk’ diye oturan doğru bir oyuncu kadrosunun yetkin bir sinema diliyle donatılmasındadır.    
Büyük bir baraj inşaatında kamyon şoförlüğü yapan İlyas, baraj yolunda Asya adında genç bir köylü kızına rastlar ve iki genç birbirlerine aşık olurlar. Annesi Asya’yı başka biriyle evlendirmeye kalkınca İlyas, kızı kaçırır ve evlenirler.
Bir süre sonra İlyas ve Asya’nın bir oğlan çocukları olur. Bir gece İlyas, otoyolda çamura saplanmış bir otobüsü ve şoförü Cemşit’i kurtarmak isterken yüklü olduğu malı zamanında yerine götüremeyince patronu tarafından şoförlükten alınıp bakım servisine verilir. Kamyonundan ayrılmak zorunda kalan İlyas için bu bir yıkım olmuştur. Kendisini içkiye verir ve kendine olan güvenini kaybeder. Artık Asya’nın aşkı İlyas değildir o. Bu utancı ve yıkılmışlığı onu Asya’dan önceki sevgilisiyle yeniden ilişkiye girmeye kadar götürür.
Küçük çocuğuyla yalnız kalan Asya’nın kurtarıcısı ise orta yaşlı ve dul, yapı ustası Cemşit olacaktır. İlyas birkaç yıl sonra artık birlikte yaşadığı sevgilisi tarafından da cesaretlendirilerek evine dönmeye karar verir. Artık büyümüş oğlunu ve Asya’yı yeniden görünce yaptığı hatayı anlar ve geri dönmek ister. Asya da İlyas’ı hâlâ çok sevmektedir. Ama Cemşit, onlara sahip çıkmış, Asya’yı çok sevmiş, oğluna babalık yapmış iyi bir adamdır. Bir seçim yapmaya zorlanan Asya, tüyleri diken diken eden bir final sahnesiyle yapar seçimini.

Filmin en büyük gücü, kuşkusuz muhteşem performanslar gösteren oyuncularının gözlerinde saklıdır.. Resmi tıklayarak büyütün ve gözlere dikkatle bakın...!
Samimi performanslar
Filmin hüngür şakır giden yapış yapış bir melodrama dönüşme riski taşıyan bir öyküsü vardır aslında. Onu büyük bir film yapan şey ise bu tuzağa hiç bir yerinde düşmemesidir. Kadir İnanır ve Türkan Şoray filmde inanılmaz bir uyum gösterirler. İlginçtir ki kendi sesleriyle oynasalar belki aynı etkiyi yaratamayacaklardır. Ama yine de Kadir İnanır’ın en sempatik haliyle İlyas’a can verdiği, Türkan Şoray’ın en güzel performanslarından birini sergilediği film, aşk için emek vermenin şart olduğunu, katıksız sevginin emek vermekten geçtiğini anlatır. İlyas, Asya’yı çok sever gerçekten de ama ekmek teknesi ve duygusal bağı olan kamyonunu kaybetmesiyle özgüvenini (iktidarını) kaybeder.
Cemşit (Ahmet Mekin’in sakin ve güven veren yüzü bir filmde ancak bu kadar doğru kullanılabilir) dürüst, duygusal ve iyi bir adamdır. Asya’yı her anlamda sahiplenir ve oğlu Samet’e babalık yapar. Filmin mizansen olarak eşsiz güzellikteki finalinde yol üzerinde Asya’nın onu seven bu iki erkek arasındaki seçimini izleriz. Film tüm etkileyiciliğini de en çok bu finalinden alır. Asya’nın ağzından duygusal bir sevgi tanımını da içinde barındırır: “Sevgi neydi? Coşkun akan dere, sonbahar rüzgarıyla ürperen yapraklar, cama vurup dağılan yağmur damlaları, bir yürek çırpıntısı? Sonunda coşkun dere durulur, yapraklar kurur dökülür, yağmur diner, güneş çıkardı. Sevgi neydi? Sevgi sahip çıkan, dost, sıcak insan eli, insan emeği miydi? Sevgi iyilikti, sevgi emekti.” 
Cahit Berkay’ın yaptığı müziğiyle, Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin’in samimi performanslarıyla, sevgili Atıf Yılmaz’ın kusursuz yönetimiyle “Selvi Boylum Al Yazmalım” haklı olarak Türk sinemasında özel ve güzel bir yere sahiptir... Aşkın her zaman “samanlıktaki  seyran” olmadığını göstermesiyle de Yeşilçam usulü aşk filmlerinin arasında pırlanta gibi parlar…
 
Filmden bazı notlar:
* Filmin çekildiği yer Adana’nın Osmaniye ilçesidir.
* İlyas ve Asya’nın oğlu Samet’i, yine bir oyuncu olan Bilal İnci’nin beş yaşındaki kızı Elif İnci canlandırmıştı! Saçları kesilip siyaha boyanan Elif, erkek çocuğuna benzetilmiş.
* Filmde Türkan Şoray’ı Tijen Par, Kadir İnanır’ı Pekcan Koşar, Ahmet Mekin’i Kamuran Usluer seslendirmişti.
* Film 1978’de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En iyi İkinci Film”, “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Görüntü Yönetmeni” ödüllerini kazandı.   

1 yorum:

  1. Bence Türk Sinemasının yüzakı bir film Hiçbirzaman eskimeyecek süper neredeyse kusursuz oyunculuk ve senaryo ile bütünleşip olağanüstü bir uyum ile yaratılmış defalarca izlenesi bir başyapıt.

    YanıtlaSil