Eleştirmenin Not Defteri

2 Ekim 2015 Cuma

MARSLI

Mars’ta tek başına...

Ülkemizde de ilgi gören Andy Weir imzalı “Marslı” adlı popüler romanın jet hızıyla çekilen filmi sinemalarımızda bu hafta... Film uzun süresine rağmen gayet akıcı ve şık bir NASA reklamı gibi.. 

Mars gezegeninde araştırma yapan altı kişilik bir astronot ekibi gezegendeki büyük bir fırtına sonrasında acil kalkış yapmak zorundadır. Bir anda fırtınanın tam ortasında kalan ekipten geride kalan bir kişinin, botanikçi/mühendis Mark Watney’in öldüğünü sanan arkadaşları Mars’ı son anda terk edebilirler. Böylece Mark’ın Mars’taki yanlız günleri de başlar. Mars’ı sürekli gözleyen NASA çalışanları bir süre sonra Mark’ın terkedilmiş üste bazı değişiklikler yaptığını farkederler.. Mark’ın zekası, NASA’nın zeki mühendisleri ve son derece insancıl yöneticileri sayesinde milyonlarca kilometre uzaktan birbirleriyle iletişim kurup geniş çaplı bir kurtarma operasyonu da başlatacaklardır.
NASA’nın milyonluk imkanlarını tek bir astronotlarını bile kurtarmak için bir çırpıda harcayabileceğinin anlatıldığı bu Ridley Scott filmi, başından sonuna ilgiyle izletiyor kendini. Üstelik pek çok bilimsel ve sıkıcı detayın başarıyla üstesinden gelindiği gayet anlaşılır bir senaryoyla yapıyor bunu. Doğrusu son derece popüler olan romanı okumaya fırsatım olmadı, hemen filmi geliverdi zira.. Ama beklenti oldukça yüksekti. Çünkü her ne kadar son yıllarda kariyeri çok iyi gitmese de, bilimkurgu türüne “Blade Runner” ve “Alien” gibi çok önemli filmler armağan etmiş önemli bir yönetmenin bir uzay macerasıyla daha karşımıza geliyor oluşu belli bir heyecan yaratıyor sinemaseverde. 
Ancak bu filmin bir Ridley Scott vizyonundan çıktığına inanmak pek mümkün değil. Kuşkusuz “Marslı” gibi filmler Ridley Scott’ın çok rahat çekebileceği türden filmler, ama yönetmenin dünyasına ya da yorumuna pek de alan açmayan bu tip mega bütçeli filmler her zaman “Gladyatör” gibi sonuçlar doğuramıyor. Müzikleri, görüntüleri, parlak oyuncuları, akıcı diyalogları ve baştan sona pozitif bir tavırla ele alınmış hikayesiyle “Marslı” akıp gidiyor rahat bir şekilde ama derinleşemiyor bir türlü... Aslında bunun sebebi filmin Mark’ın koskoca ve yabancı bir gezegende tek başına kalmasının ne melankolisini ne de felsefesinin tadını hiç çıkarmıyor olması. Bunun yerine hikayenin NASA tarafındaki kurtarma çalışmalarına daha çok önem verilerek yeni bir “Apollo 13” filmi yapılması tercih edilmiş sanki. Mark’ın umutsuzluğa çok fazla kapılmayıp, karşılaştığı tüm zorlukların üstesinden kolayca gelmesi, filmin geçen yıl izlediğimiz “Yerçekimi”nde (Gravity) olduğu gibi izleyicisini uzaydaymış gibi heyecanlandırması mümkün kılmıyor pek. Filmin NASA’da geçen bölümleri ise büyük bir reklam filmi gibi. Kurumun aslında ne kadar şeffaf çalıştığı, basından bir şey saklamamaya özen göstermesi, insana değer veriyor oluşu, ne kadar güzel ve çalışkan insanlar çalıştırdığını gözümüze sokan sahneleri her ne kadar eğlenceli olsalar da filmin dezavantajını oluşturmakta. Evet, bir yandan da uzun bir NASA reklam filmi duygusu vermiyor değil “Marslı”.
Yine de başta Matt Damon olmak üzere sempatik bir oyuncu kadrosu, Abba’dan David Bowie’ye kadar uzanan şarkı listesi, görüntü yönetmeni Dariusz Wolski’nin tertemiz görüntüleri ile 140 dakikanın nasıl geçtiğini anlamıyor ve güzel duygularla çıkıyorsunuz salondan.. 3/5

Marslı
The Martian
Yönetmen: Ridley Scott
Oyuncular: Matt Damon, Jessica Chastain, Jeff Daniels, Kristen Wiig, Michael Pena, Sean Bean, Kate Mara, Sebastian Stan
141 dakika


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder